Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM (CBAM))’ı Kapsamında Güncel Gelişmeler – Aralık 2025

CBAM’in kapsamının neden aşağı yönlü ürünleri de içerecek şekilde genişletilmesi gündeme geldi?

CBAM, hâlihazırda alüminyum, çimento, elektrik, gübre, hidrojen ile demir-çelik gibi temel girdilere uygulanmakta ve bu ürünlerin ithalatında yer alan karbon emisyonlarına bir maliyet yüklemektedir. Böylece, AB içinde üretilen aynı girdilerin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamında maruz kaldığı karbon fiyatı ile ithal ürünler arasında eşitlik sağlanmaktadır.

Bu temel girdileri kullanarak daha ileri aşamada ürün üreten AB’li şirketler ise, CBAM’in kademeli uygulanması ve ETS’deki ücretsiz tahsislerin zamanla kaldırılması nedeniyle artan maliyet baskısıyla karşı karşıya kalabilmektedir.

Etkilenen aşağı yönlü ürünlerin büyük çoğunluğu, yüksek oranda çelik ve alüminyum içeren ve sanayi tedarik zincirinde kullanılan ürünlerden oluşmaktadır. Bunlar genellikle ağır sanayi ekipmanları ve özel makinelerle ilişkilidir. Daha sınırlı bir bölüm ise beyaz eşya gibi nihai tüketici ürünlerinden oluşmaktadır.

Bu çerçevede, seçili aşağı yönlü ürünleri üreten AB’li firmalar, hem ithal girdiler üzerinden CBAM yoluyla hem de AB içi girdiler üzerinden ETS aracılığıyla karbon maliyetine maruz kalabilmektedir. Bu durum, üretimin iklim politikalarının daha zayıf olduğu ülkelere kaydırılması veya karbon yoğun ithalatın artması gibi karbon kaçağı risklerini beraberinde getirmektedir.

Bu riski dikkate alan CBAM mevzuatı, Komisyona karbon kaçağı riski taşıyan aşağı yönlü ürünleri belirleme sorumluluğu vermektedir. Bu doğrultuda ve Avrupa Çelik ve Metaller Eylem Planı ile uyumlu şekilde, çelik ve alüminyum yoğun belirli aşağı yönlü ürünlerin CBAM kapsamına alınması gündeme gelmiştir.

Böylece, söz konusu ürünlerde hem ithalat yoluyla gelen hem de AB’de üretilen ürünler için karbon maliyetinin aynı temelde uygulanması ve rekabet koşullarının dengelenmesi hedeflenmektedir.

Aşağı yönlü genişleme kapsamında hangi ürünler yer almaktadır?

“Çelik ve Metaller Eylem Planı”nda belirtildiği üzere, önerilen genişleme esas olarak çelik ve alüminyum yoğun aşağı yönlü ürünlere odaklanmaktadır. Kapsama alınması öngörülen ürünler, hâlihazırda CBAM’e tabi olan çelik ve alüminyum girdileri kullanılarak değer zincirinin daha ileri aşamalarında üretilen mallardır.

Bu kapsamda toplamda yaklaşık 180 adet aşağı yönlü ürünün CBAM alanına dâhil edilmesi öngörülmektedir. Söz konusu ürünler, yüksek karbon kaçağı riski taşıyan ve bünyelerinde yüksek oranda çelik ve/veya alüminyum barındıran ürünlerdir. Bu ürünlerde metal içeriği ortalama olarak %79 seviyesindedir. Hacim açısından bakıldığında, seçilen aşağı yönlü ürünlerin ithalatı, CBAM kapsamında hâlihazırda yer alan ürünlerin toplam ithalatının yaklaşık %15’ine karşılık gelmektedir. Değer bazında ise bu oran yaklaşık %53 düzeyindedir. 2030 yılı itibarıyla, bu ürünlerden elde edilmesi beklenen gelirlerin, mevcut CBAM kapsamından öngörülen toplam gelirin yaklaşık %20–25’ine ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Etkilenen sektörler arasında makine ve ekipman imalatı, metal donanım ve imalat ürünleri, taşıt bileşenleri, beyaz eşya ve inşaat ekipmanları yer almaktadır. Kapsama alınması önerilen ürünlere örnek olarak, %95’ten fazla paslanmaz çelik içeren tel, halat ve kablolar gösterilebilir. Ayrıca, birden fazla CBAM girdisine dayanan daha karmaşık ürünler de listeye dâhildir. Buna örnek olarak, yaklaşık %60 çelik, %5 alüminyum ve %5 çimento içeriğine sahip çamaşır makineleri verilebilir.

Downstream genişleme kapsamında ürünler nasıl seçildi?

Downstream ürünlerin belirlenmesinde, ilk CBAM uygulamasında izlenen metodoloji esas alınmıştır. Bu çerçevede seçim süreci; ürünlerin karbon kaçağı riski, iklimle ilişkili önemi ve teknik olarak CBAM kapsamına dâhil edilebilirliği dikkate alınarak yürütülmüştür.

Karbon kaçağı riski değerlendirilirken iki temel gösterge kullanılmıştır: ticaret yoğunluğu ve maliyet baskısı. Uluslararası ticarete daha açık olan ürünlerin, üretimin başka ülkelere kaydırılması veya karbon yoğun ithalatla ikame edilmesi yoluyla karbon kaçağına daha açık olduğu kabul edilmiştir. Maliyet baskısı göstergesi ise, gömülü emisyonlar için ödenen karbon bedelinin ürünün toplam ekonomik değeri içindeki payını ifade etmekte ve karbon fiyatlandırmasının ürün maliyetini ne ölçüde artırabileceğini ortaya koymaktadır.

Buna ek olarak, sektörel düzeyde toplam emisyonları belirli bir eşik değerin altında kalan ürünler kapsam dışı bırakılmıştır. Bu yaklaşım, yalnızca iklim açısından en yüksek öneme sahip ürünlerin CBAM kapsamına alınmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Son aşamada ise teknik uygulanabilirlik değerlendirilmiştir. Bu kapsamda ürünlerin malzeme bileşimi analiz edilmiş ve CBAM kapsamındaki temel girdilerin (örneğin çelik ve alüminyumun) ürün ağırlığının büyük bir bölümünü oluşturmasına özellikle dikkat edilmiştir. Bu durum, ürünlerin gömülü emisyonlarının hesaplanmasını daha mümkün kılmaktadır. Ayrıca, bu tür ürünlerin tedarik zincirlerinin, CBAM girdilerinin toplam ağırlıkta sınırlı paya sahip olduğu daha karmaşık ürünlere kıyasla daha sade olduğu değerlendirilmiştir.

CBAM, aşağı yönlü (downstream) ürünlere nasıl uygulanacaktır?

Yeni kapsama alınan aşağı yönlü ürünlerde emisyonların ürünlere nasıl atfedileceğine ilişkin metodolojik yaklaşım, hesaplama sınırlarının, ürünün AB’de üretilmiş olması durumunda geçerli olacak AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamı ile sınırlı kalmasını esas almaktadır. Daha basit bir ifadeyle, yalnızca üründe kullanılan temel girdilerin (öncül malzemelerin) gömülü emisyonları dikkate alınmakta; ürünün sonraki işleme, parça haline getirme veya montaj aşamalarından kaynaklanan emisyonlar hesaba katılmamaktadır.

Örneğin, üçüncü bir ülkede üretilen bir otomobil kapısı için CBAM yükümlülüğü, yalnızca bu ürünün üretiminde kullanılan çelik levhaların gömülü emisyonları üzerinden hesaplanacaktır. Çelik levhaların parçaya dönüştürülmesi ya da montaj süreçlerinden kaynaklanan emisyonlar kapsama dâhil edilmeyecektir. Bu yaklaşım, AB’de aynı ürünü üreten bir firmanın yalnızca kullandığı çelik girdiler üzerinden ETS kapsamında dolaylı olarak karbon maliyetine maruz kalmasıyla paralellik göstermektedir.

Bu sınırlandırma, emisyonların izlenmesi ve ürünlere atanması açısından CBAM uygulamasını daha yönetilebilir kılmaktadır. Bununla birlikte, genişleme kapsamında yer alan bazı aşağı yönlü ürünlerin, farklı CBAM sektörlerinden gelen çok sayıda girdi ve bileşen içermesi nedeniyle daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu da kabul edilmektedir.

Bu tür ürünlerde fiilî (gerçek) emisyon verilerine dayanmak idari açıdan zorlayıcı olabileceğinden, söz konusu ürünler için uygulanacak varsayılan (default) emisyon değerlerinin herhangi bir ilave artış katsayısı (mark-up) içermemesi önerilmektedir.

Bu öneride neden ilave “dolanmayı önleyici” (anti-circumvention) hükümler getirilmektedir?

19 Mart 2025 tarihli Çelik ve Metaller Eylem Planı’nda da belirtildiği üzere, CBAM kapsamındaki dolanmayı önleyici düzenlemeler, paydaşlar tarafından dile getirilen ve geçiş döneminde ortaya çıkan yeni risklere yanıt verecek şekilde güçlendirilmektedir. Amaç, CBAM’in çevresel etkinliğini koruyarak daha dayanıklı hâle gelmesini sağlamak; ticareti kolaylaştırırken kötüye kullanım ihtimallerini sınırlamaktır.

Bu yeni hükümler, karbon kaçağına yol açabilecek kanalların kapatılmasıyla birlikte ele alınmaktadır. CBAM’in aşağı yönlü ürünleri kapsayacak şekilde genişletilmesi ve tüketiciye ulaşmadan önce hurdaya ayrılan metallerin (ön tüketici metal hurdası) CBAM kapsamında bir öncül girdi olarak değerlendirilmesi, karbon kaçağı riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte, bazı dolanma yollarının devam edebileceği kabul edilmekte ve bu nedenle ek önlemler öngörülmektedir.

Emisyon yoğunluğunun yanlış beyan edilmesi riskine karşı, belirli durumlarda ilave raporlama yükümlülüklerinin getirilmesi planlanmaktadır. Bu sayede CBAM kapsamındaki ürünlerin bileşimi daha doğru şekilde tespit edilecek ve CBAM kapsamında doğan mali yükümlülüklerin daha sağlıklı hesaplanması mümkün olacaktır. Özellikle tedarik zinciri izlenebilirliğinin zayıf olduğu durumlarda, düşük emisyon beyanı yoluyla sistemin suistimal edilmesi riskinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca, kötüye kullanım içeren uygulamalara karşı özel tedbirler de öngörülmektedir. Komisyon, ürün türü ile menşe ülkenin birlikte değerlendirildiği bazı durumlarda, yeterli kanıt bulunması hâlinde yüksek suistimal riski tespit edebilecektir. Bu gibi durumlarda, fiilî emisyon değerlerinin kullanılabilmesi için, ilgili üreticilerin ilave destekleyici belgeler sunması gerekecektir. Komisyon, yüksek suistimal riskine dair yeterli kanıt oluşması hâlinde, üç ay içinde bu riskleri gidermeye yönelik önlemleri devreye alacaktır. Gerekli kanıtların sunulmaması durumunda ise, fiilî değerler yerine ülke bazlı varsayılan emisyon değerlerinin kullanılması söz konusu olacaktır.

Avrupa Komisyonunun yeni düzenlemeleri neleri içeriyor?

Özellikle Komisyon tarafından aşağıdaki alanlarda yeni düzenlemeler yapılmış veya mevcut düzenlemeler güncellenmiştir:

  • Emisyon hesaplama metodolojisine ilişkin uygulama düzenlemesi:
    Bu düzenleme, üçüncü ülkelerdeki üreticilerin ürettikleri malların bünyesinde yer alan emisyonları nasıl izleyeceklerini ve hesaplayacaklarını belirlemektedir. Hesaplamalar, doğrudan emisyonları ve uygun olduğu durumlarda dolaylı emisyonları kapsar. Üreticilerin bu metodolojik kurallara uymaması hâlinde, söz konusu ürünleri ithal edenler varsayılan (default) emisyon değerlerini kullanmak zorunda kalacaktır.

  • Emisyonların doğrulanması ve doğrulayıcıların akreditasyonuna ilişkin düzenlemeler:
    Üçüncü ülke üreticileri tarafından hesaplanan gömülü emisyonların bağımsız ve akredite bir doğrulayıcı tarafından teyit edilmemesi durumunda, ithalatçılar yine varsayılan değerleri kullanmakla yükümlü olacaktır. Bu düzenlemeler, doğrulayıcıların uyması gereken doğrulama ilkelerini ve akreditasyon koşullarını ortaya koymaktadır. Kurallar, AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve uluslararası geçerliliğe sahip ISO standartlarına dayanmaktadır. Akreditasyon başvuruları AB içinde veya üçüncü ülkelerde yapılabilmekle birlikte, akreditasyonun AB tarafından yetkilendirilmiş kuruluşlarca verilmesi gerekmektedir.

  • CBAM sertifikalarının fiyatına ilişkin uygulama düzenlemesi:
    Bu düzenleme, CBAM sertifikalarının fiyatının nasıl hesaplanacağını ve beyan sahiplerine nasıl duyurulacağını açıklamaktadır. Sertifika fiyatı, ETS izinlerinin haftalık ortalama fiyatını yansıtacaktır. CBAM sertifikalarının Şubat 2027’den itibaren satılacak olması nedeniyle, 2026 yılında ithal edilen ürünler için geçerli olacak CBAM sertifika fiyatı, ilgili çeyrek dönemdeki ETS izinlerinin ortalama fiyatına göre belirlenecektir.

  • Kesin CBAM Sicili’ne ilişkin kurallar:
    Yeni düzenlemeler, CBAM sicilinin standartlaştırılmasını ve güvenliğini sağlamayı, yetkilendirilmiş beyan sahipleri ile yetki devri yapılmış kişilerin erişimini kolaylaştırmayı ve gümrük idareleri dâhil ilgili kamu otoriteleriyle bilgi paylaşımını geliştirmeyi amaçlamaktadır. CBAM Sicili; iletişim, bildirim, kayıt ve kontrol süreçlerini güçlendirerek Komisyon, yetkili makamlar, gümrük idareleri, CBAM beyan sahipleri, başvuru sahipleri, işletmeler ve doğrulayıcılar arasında kesintisiz bilgi akışı sağlayacaktır.

  • Yetkilendirilmiş CBAM beyan sahibi statüsüne ilişkin koşul ve prosedürler:
    CBAM sadeleştirme paketi doğrultusunda, yetkilendirme süreci, diğer yetkili makamlarla yapılan istişarelerin isteğe bağlı hâle getirilmesiyle basitleştirilmektedir. Ayrıca güncellenen düzenleme, 31 Mart 2026’dan önce yetkilendirme başvurusu yapmış ithalatçıların, başvuruya ilişkin karar verilene kadar geçici olarak CBAM ürünlerini ithal etmeye devam edebilmelerine imkân tanımaktadır.

  • Varsayılan emisyon değerlerine ilişkin uygulama düzenlemesi:
    Bu düzenleme, kesin uygulama döneminde geçerli olmak üzere, Kombine Nomanklatür (CN) kodları ve menşe ülke bazında kullanılacak varsayılan emisyon değerlerini belirlemektedir.

  • Gümrük idareleriyle iletişime ilişkin düzenleme:
    Bu uygulama düzenlemesi, ulusal gümrük idarelerinin Komisyon ile hangi bilgileri, hangi sıklıkta ve hangi araçlarla paylaşacağını ortaya koymaktadır.

  • Ücretsiz tahsis ayarlamasının hesaplanmasına ilişkin düzenleme:
    ETS kapsamında ücretsiz tahsisler kademeli olarak kaldırılırken, CBAM 2026–2034 döneminde aşamalı olarak devreye alınacaktır. Bu düzenleme, teslim edilmesi gereken CBAM sertifikası sayısının, ETS kapsamında ücretsiz olarak tahsis edilen izinlerin kapsamını yansıtacak şekilde nasıl ayarlanacağını açıklamaktadır. Ücretsiz tahsise ilişkin bu düzeltme, fiilî verilere dayanabileceği gibi varsayılan CBAM referans değerleri esas alınarak da yapılabilecektir.

CBAM’ın gübre sektörüne etkileri?

CBAM’in gübre sektörü üzerindeki etkisi, öncelikle yerli ve ithal azotlu gübrelerin aynı düzeyde bir karbon maliyetine tabi tutulmasını sağlayarak karbon kaçağı riskinin önlenmesini amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, AB içindeki üreticiler ile ithalatçılar arasında rekabet koşullarının dengelenmesini hedeflemektedir. Avrupa Komisyonu, mekanizmanın gübre üretimi ve tüketimi üzerindeki etkilerini yakından izlemekte olup, temel amaç gübre üretiminde emisyonları azaltırken gıda güvenliğini ve AB’li üreticilerin gelirlerini korumaktır.

Sektörün kendine özgü yapısı dikkate alınarak, kesin uygulama döneminin ilk yıllarında varsayılan emisyon değerlerine uygulanacak artış oranı gübreler için daha düşük tutulmuştur. Buna göre, gübre sektöründe başlangıçta yüzde 1 gibi sınırlı bir artış öngörülürken, diğer CBAM kapsamındaki sektörlerde bu oran 2026’da yüzde 10, 2027’de yüzde 20 ve 2028’de yüzde 30 olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme, gübre fiyatlarında aşırı artışların önüne geçilmesine yönelik daha geniş bir politika setinin parçası olarak değerlendirilmektedir.

Komisyon, gübre arzının güvence altına alınması ve fiyat baskılarının azaltılması amacıyla çeşitli tamamlayıcı adımlar da atmıştır. Bu kapsamda, besin maddesi yönetimine yönelik çok sayıda müdahale hayata geçirilmiş; geçici gümrük vergisi muafiyetleri, piyasa gözlemi ve ticaret ortaklarıyla yürütülen diyaloglar yoluyla arz kaynakları çeşitlendirilmiştir. Aynı zamanda daha çevreci gübrelerin kullanımını ve gübre üretiminde dekarbonizasyonu teşvik eden politikalar devreye alınmıştır. Bu politikalar arasında yenilenebilir enerjiye dayalı hidrojen kullanımının artırılması, temiz sanayi ve sanayinin karbonsuzlaştırılmasına yönelik yeni programlar da yer almaktadır.

Buna ek olarak, Komisyon sürdürülebilir tarım uygulamalarını desteklemek ve gübre kullanımında verimliliği artırmak amacıyla bir Gübre Eylem Planı üzerinde çalışmaktadır. Gübre ürünleri ile birlikte peletlenmiş demir cevherleri gibi bazı ürünler, 2025 sonuna kadar güncellenmesi planlanan devlet yardımı kuralları çerçevesinde dolaylı maliyet telafisinden yararlanabilir hâle gelecektir. Bu süreçte, CBAM ile dolaylı maliyet telafi mekanizmalarının çakışmaması için uygun hesaplama ayarlamalarının yapılması hedeflenmektedir.

NOT: Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan soru ve cevap dokümanından yararlanılarak hazırlanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir