TSRS 2 Sera Gazı Emisyon Açıklamalarında Yapılan Teknik Değişiklikler
Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (ISSB) tarafından yayımlanan IFRS S2 İklimle İlgili Açıklamalar standardı, yayımlandığı Haziran 2023 tarihinden bu yana küresel raporlama ekosisteminin temel taşı haline gelmiştir. Türkiye, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) aracılığıyla bu standartları Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) olarak yerelleştirmiş ve 1 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe koymuştur. Ancak, standartların ilk uygulama aşamasında paydaşlar tarafından dile getirilen teknik zorluklar, ISSB’yi Aralık 2025 tarihinde “Sera Gazı Emisyonu Açıklamalarına İlişkin Değişiklikler” başlıklı bir güncelleme paketi yayımlamaya yöneltmiştir. Hazırladığımız bu yazıda, söz konusu değişiklikleri TSRS çerçevesinde, özellikle sera gazı emisyonlarının ölçümü, finanse edilen emisyonların kapsamı ve operasyonel kolaylaştırmalar odağında detaylandırmaktadır.
1. Değişikliklerin Küresel ve Yerel Bağlamı: Neden Güncelleme Gerekti?
Sürdürülebilirlik raporlaması yapan işletmelerin karşılaştığı en büyük zorluklar, veri temini, metodolojik karmaşıklık ve farklı otoritelerin raporlama talepleri arasındaki uyumsuzluklardır. ISSB bünyesinde kurulan Geçiş Uygulama Grubu (TIG), IFRS S2’nin uygulanması sırasında ortaya çıkan “gri alanları” belirleyerek Kurul’a raporlamıştır. Bu çalışmalar sonucunda, Aralık 2025 değişiklikleri dört ana tema üzerinde yoğunlaşmıştır: Kapsam 3 Kategori 15 emisyonlarının sınırlandırılması, endüstri sınıflandırma sistemlerinde esneklik, metodolojik muafiyetlerin işletmenin bölümleri bazında uygulanabilmesi ve Küresel Isınma Potansiyeli (GWP) değerlerinde yerel otoritelere uyum izni.
Türkiye perspektifinden bakıldığında, KGK tarafından zorunlu kılınan TSRS raporlaması, işletmelerin 2024 yılı verilerini 2025 yılı içinde raporlamasını gerektirmektedir. ISSB’nin yaptığı bu güncellenmiş düzenlemeler, Türk şirketlerinin küresel yatırımcılar için sunduğu bilgilerin kalitesini korurken, operasyonel maliyetleri ve raporlama mükerrerliğini azaltmayı amaçlamaktadır. Uzmanlar için bu değişiklikler, sadece bir “kolaylık” değil, aynı zamanda raporlama stratejisinin teknik mimarisini etkileyen köklü revizyonlardır.
| Değişiklik Alanı | Eski Uygulama (IFRS S2 – 2023) | Yeni Düzenleme (Aralık 2025) | Etki Düzeyi |
| Kategori 15 Kapsamı | Tüm finansal faaliyetler (materyal ise) | Sadece “Finanse Edilen Emisyonlar” | Yüksek (Özellikle Finans Sektörü) |
| Türev Araçlar | Belirsiz / Dahil edilebilir | Muafiyet ve Nitel Açıklama | Orta |
| Sektör Sınıflandırması | Zorunlu GICS (6 Hane) | Esnek / Yaygın kullanılan sistemler | Yüksek (Maliyet ve Uyum) |
| Ölçüm Metodolojisi | Tüm işletme için GHG Protokolü | İşletmenin “parçası” için yerel metodoloji | Orta |
| GWP Değerleri | En güncel IPCC (100 yıllık) | Yerel otoriteye uyum imkanı | Orta |
2. Kapsam 3 Kategori 15: Finanse Edilen Emisyonlarda Kapsam Daralması ve Berraklık
IFRS S2 ve TSRS 2 kapsamında en tartışmalı alanlardan biri, finansal kuruluşların yatırım ve borç verme faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları (Kategori 15) nasıl ölçeceği olmuştur. Önceki düzenlemede, Sera Gazı Protokolü Kurumsal Değer Zinciri Standardı’na atıf yapılması nedeniyle, işletmelerin çok geniş bir finansal aktivite yelpazesini ölçmesi beklenebiliyordu. Aralık 2025 değişiklikleri ile getirilen Paragraf 29A, işletmelere Kategori 15 ölçümlerini sadece “finanse edilen emisyonlar” (financed emissions) ile sınırlandırma izni vermektedir.
2.1. Finanse Edilen Emisyonların Yeniden Tanımlanması
Finanse edilen emisyonlar, bir işletmenin bir yatırımcı veya karşı tarafa yaptığı krediler ve yatırımlar aracılığıyla o tarafın brüt sera gazı emisyonlarının işletmeye atfedilen kısmıdır. Yapılan yeni düzenleme ile “krediler ve yatırımlar” kavramının kapsamı netleştirilmiştir. Bu kapsamda; krediler, proje finansmanı, tahviller, özkaynak yatırımları ve çekilmemiş kredi taahhütleri ana unsurlar olarak kabul edilmektedir. Varlık yönetimi faaliyetleri yürüten işletmeler için ise bu emisyonlar, “yönetilen varlıklara” (AUM) atfedilen emisyonları da içermektedir.
Bu sınırlandırmanın sürdürülebilirlik uzmanları için önemi büyüktür. Zira bu düzenleme, yatırım bankacılığı faaliyetleri olan kurumların “kolaylaştırılan emisyonlar” (facilitated emissions) gibi ölçümü oldukça karmaşık olan kalemleri zorunlu Kapsam 3 toplamının dışında tutabilmesine yasal bir zemin hazırlamıştır. Ancak, Kurul (ISSB) bu muafiyetin getirilmesinin, söz konusu risklerin yönetilmeyeceği anlamına gelmediğini; önemli ise bu risklerin strateji ve risk yönetimi bölümlerinde hâlâ ele alınması gerektiğini vurgulamıştır.3
2.2. Türev Araçlar ve Niteliksel Açıklama Dönüşümü
Türev araçların finanse edilen emisyonlar içindeki yerinin ölçülmesi, finansal piyasalardaki karmaşıklık ve veri eksikliği nedeniyle büyük bir uygulama engeli teşkil etmekteydi. Yeni değişiklikle birlikte, işletmelere türev araçlardan kaynaklanan emisyonları Kategori 15 ölçümünün dışında bırakma hakkı tanınmıştır.
Buna karşın, şeffaflığı korumak adına işletmelere iki önemli ek yükümlülük getirilmiştir:
-
Türev Tanımı: İşletme, bu muafiyeti uygularken neyi “türev” olarak kabul ettiğini açıklamalıdır. Bu açıklamada, işletmenin finansal tablolarını hazırlarken kullandığı muhasebe standartlarındaki (örneğin TFRS 9) türev tanımına atıf yapılabilir.
-
Dışarıda Bırakılan Faaliyetlerin Tanımı: İşletme, 29A paragrafındaki muafiyeti kullanması sonucunda hangi finansal faaliyetleri ölçüm dışında bıraktığını nitel olarak tarif etmelidir.
Bu noktada uzmanların dikkat etmesi gereken husus, ISSB’nin başlangıçta bu muafiyetlerin “nicel miktarını” (yani dışarıda bırakılan türevlerin finansal hacmini) istemiş olmasıdır. Ancak son değişikliklerde bu gereklilik kaldırılmış ve sadece “niteliksel açıklama” yeterli görülmüştür. Bu, operasyonel olarak büyük bir rahatlama sağlamaktadır.
2.3. Toplam ve Alt Toplam Gösterim Zorunluluğu
Muafiyetlerin uygulanması durumunda, finansal rapor kullanıcılarının verileri doğru karşılaştırabilmesi için yeni bir raporlama formatı zorunlu kılınmıştır (Paragraf 29C). Eğer bir işletme Kapsam 3 toplamına Kategori 15 emisyonlarını dahil ediyorsa, şu iki veriyi mutlaka sunmalıdır:
-
Toplam Kategori 15 sera gazı emisyonları.
-
Bu toplam içindeki “finanse edilen emisyonlar” alt toplamı.
Bu ayrıştırma, bir bankanın veya sigorta şirketinin toplam yatırım portföyü emisyonları ile sadece borç/sermaye yoluyla finanse edilen emisyonları arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyacaktır.
3. Endüstri Sınıflandırma Sistemlerinde Esneklik: GICS Prangasından Kurtuluş
TSRS 2’nin orijinal metninde, finansal kuruluşların finanse edilen emisyonlarını sektör bazında ayrıştırırken “Küresel Endüstri Sınıflandırma Standardı” (GICS) kullanması zorunluluğu bulunmaktaydı. Bu durum, dünya genelindeki ve Türkiye’deki pek çok kurum için ciddi lisans maliyetleri ve veri uyumlaştırma sorunları yaratmaktaydı.
3.1. Yeni Yaklaşım: “Yaygın Kullanılan Sistemler”
Aralık 2025 değişikliği (Paragraf B62A ve B63A), GICS zorunluluğunu kaldırarak yerine “amaca uygunluk” ilkesini getirmiştir. Artık işletmeler, kendi iklimle ilgili geçiş risklerine maruz kalma durumlarını en iyi yansıtan ve finansal rapor kullanıcılarının anlayabileceği bir endüstri sınıflandırma sistemini seçmekte özgürdür.
Seçilecek sistem için getirilen kriterler şunlardır:
-
Yaygınlık: Sistem, aynı endüstrideki veya aynı coğrafyadaki (jurisdiction) diğer işletmeler tarafından yaygın olarak kullanılmalıdır.
-
Önceliklendirme: Eğer tüm şartlar eşitse, işletme yerel otoritelerin veya borsa kurallarının gerektirdiği sistemlere öncelik vermelidir.
-
Gerekçelendirme: İşletme, seçtiği sınıflandırma sistemini ve bu sistemin neden geçiş risklerini anlamaya yardımcı olduğunu açıklamalıdır.
Türkiye’deki bankalar için bu, NACE kodları veya BDDK tarafından belirlenen sektörel sınıflandırmaların TSRS raporlamasında kullanılabilmesinin önünü açmaktadır. Uzmanların burada yapması gereken, seçilen sistemin GICS kadar detaylı bir risk analizi sunup sunmadığını dökümante etmektir.
3.2. Hibrit Yapılar ve Şeffaflık
Değişiklik, bir işletmenin farklı bölümleri için farklı sistemler kullanabileceğini de netleştirmiştir. Örneğin, hem ticari bankacılık hem de sigortacılık yapan bir kurum, bankacılık tarafında farklı, sigortacılık tarafında farklı bir sınıflandırma sistemi kullanabilir. Ancak Kurul, aynı faaliyet kolu içinde tutarlılığı teşvik etmekte ve sistemler arası geçiş yapıldığında karşılaştırmalı bilgilerin düzeltilmesini istemektedir.3
4. Metodolojik Kolaylaştırmalar: Yerel Otorite ve İşletme Bölümleri Arasındaki Uyum
IFRS S2 ve TSRS 2, sera gazı ölçümünde Sera Gazı Protokolü’nü (2004) esas almaktadır. Ancak bazı ülkelerin ulusal mevzuatları, işletmelerin farklı ölçüm yöntemleri kullanmasını şart koşabilir.
4.1. İşletmenin “Bir Parçası” İçin Yerel Yöntem Kullanımı
Önceki düzenlemede, yerel metodoloji muafiyetinin tüm işletme için mi yoksa sadece ilgili coğrafyadaki birimler için mi geçerli olduğu konusunda tereddütler bulunmaktaydı. Aralık 2025 güncellemesi, bu muafiyetin işletmenin “tamamı veya bir kısmı” (in whole or in part) için uygulanabileceğini açıklığa kavuşturmuştur (Paragraf 29(a)(ii) ve B24).
Bu değişikliğin operasyonel anlamı şudur:
-
Eğer bir Türk holdinginin Avrupa’daki bir iştiraki, bulunduğu ülkenin yasaları gereği farklı bir emisyon ölçüm metodolojisi kullanıyorsa; ana şirket konsolide raporunda bu iştirak için o yerel metodu kullanmaya devam edebilir.3
-
İşletmenin Sera Gazı Protokolü’ne tabi diğer kısımları ile bu yerel metodu kullanan kısımları arasındaki farklar şeffaf bir şekilde açıklanmalıdır.
-
Bu izin, sadece ilgili yerel veya borsa zorunluluğu geçerli olduğu sürece devam eder.
4.2. Küresel Isınma Potansiyeli (GWP) Değerlerinde Esneklik
Normal şartlarda TSRS 2, yedi sera gazının CO2 eşdeğerine dönüştürülmesinde IPCC’nin raporlama tarihindeki “en güncel” 100 yıllık GWP değerlerinin kullanılmasını şart koşar. Ancak birçok ulusal emisyon ticaret sistemi veya karbon vergisi mevzuatı (örneğin IPCC AR4 veya AR5 gibi) daha eski GWP değerlerine dayanmaktadır.
Yeni düzenleme ile, eğer bir işletme yerel bir otorite veya borsa tarafından farklı GWP değerleri kullanmaya zorlanıyorsa, o bölümü için bu değerleri kullanmasına izin verilmiştir. Bu, verilerin iki farklı GWP setine göre mükerrer hesaplanması maliyetini ortadan kaldırmaktadır. Sürdürülebilirlik uzmanları için bu durum, özellikle emisyon faktörleri hali hazırda dönüştürülmüş olarak gelen ikincil veri tabanlarını kullanırken büyük kolaylık sağlayacaktır.
5. Geçiş Hükümleri ve Karşılaştırmalı Bilgilerin Sunumu
ISSB, bu değişikliklerin getirdiği yeni kuralların hemen uygulanmasının zorluğunu bildiği için özel geçiş hükümleri (Transition Provisions) tanımlamıştır.
5.1. Yürürlük Tarihi ve Erken Uygulama
Değişiklikler resmi olarak 1 Ocak 2027 tarihinde veya sonrasında başlayan raporlama dönemleri için geçerlidir. Ancak işletmelere erken uygulama (early application) izni verilmiştir. Türkiye’deki raporlama takvimi göz önüne alındığında, 2024 ve 2025 raporlarını hazırlayan kurumların bu yeni kolaylıklardan (erken uygulama yoluyla) yararlanması stratejik bir karar olacaktır.
5.2. Karşılaştırmalı Bilgilerin Düzeltilmesi (Restatement)
Paragraf C6 uyarınca, bir işletme bu değişiklikleri ilk kez uyguladığında, önceki yılın karşılaştırmalı bilgilerini de -mümkün olmama durumu hariç- yeni kurallara göre düzeltmelidir.
| Senaryo | Yapılması Gereken Düzeltme | İstisna |
| Ölçüm Metodu Değişirse |
Geçmiş dönem verileri yeni metodolojiye göre yeniden hesaplanmalıdır. |
Uygulamanın mümkün olmaması (impracticable). |
| GICS’ten Başka Sisteme Geçilirse |
Karşılaştırmalı dönemdeki sektörel dağılım yeni sisteme göre revize edilmelidir. |
Uygulamanın mümkün olmaması. |
| Kategori 15 Ayrıştırması |
Geçmiş dönem Kapsam 3 verileri toplam ve finanse edilen emisyon subtotalı olarak ayrıştırılmalıdır. |
Kapsam 3 muafiyetinden yararlanılıyor olması. |
6. Sürdürülebilirlik Uzmanları İçin Teknik Analiz ve Uygulama Stratejisi
Yapılan bu teknik değişiklikler, bir sürdürülebilirlik uzmanının raporlama sürecini yönetme biçimini kökten değiştirmektedir. Aşağıda, uzmanların bu yeni döneme adaptasyonu için kritik analizler yer almaktadır.
6.1. Veri Mimarisi ve Yazılım Entegrasyonu
Çoğu ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) yazılımı, IFRS S2’nin orijinal haliyle GICS kodlarını ve en güncel IPCC GWP değerlerini temel alarak tasarlanmıştır. Uzmanlar, kurum içinde kullanılan yazılımın “jurisdictional relief” (yerel muafiyet) ve esnek endüstri sınıflandırmasını destekleyip desteklemediğini kontrol etmelidir. Özellikle türev araçların niteliksel açıklamaya dönüşmesi, veri toplama formlarının nicelden metinsel anlatıma revize edilmesini gerektirecektir.
6.2. Finansal Olmayan Sektörler İçin Anlamı
Bu değişiklikler ağırlıklı olarak finans sektörünü etkiliyor gibi görünse de, finanse edilen emisyonların tanımındaki netlik, holding yapıları ve iştiraki olan tüm büyük işletmeleri ilgilendirmektedir. Bir işletmenin iştiraki için yaptığı sermaye yatırımı artık net bir şekilde “finanse edilen emisyon” olarak Kategori 15 altında raporlanabilecektir.
6.3. Önemlilik (Materiality) ve Niteliksel Anlatı
ISSB, bu kolaylıkları sağlarken “bilginin faydalı olma niteliğini” (decision-usefulness) kaybetmemesini şart koşmuştur. Uzmanlar, örneğin türevleri kapsam dışı bırakırken, bu durumun işletmenin toplam iklim riski profilini nasıl etkilediğini “bağlantılı bilgi” (connected information) ilkesi çerçevesinde anlatmalıdır. Bilginin nicel olmaması, o riskin yok sayılacağı anlamına gelmez.
7. Türkiye Uygulaması (TSRS) ve KGK Kararlarıyla Etkileşim
Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlaması, KGK’nın 29 Aralık 2023 tarihli kararıyla şekillenmiştir. Türk uzmanların küresel IFRS değişikliklerini yorumlarken mevcut TSRS muafiyetlerini de göz önünde bulundurması gerekir.
-
Kapsam 3 Muafiyeti: KGK, ilk iki yıllık raporlama döneminde (2024 ve 2025 faaliyet yılları için) Kapsam 3 emisyonlarının raporlanmasını zorunlu tutmamıştır. Bu, IFRS S2’deki Kategori 15 değişikliklerinin Türkiye’de tam etkisinin 2026 yılından itibaren (2027’deki raporlarda) hissedileceği anlamına gelir.
-
Emisyon Ölçüm Yöntemi: KGK, geçiş döneminde Sera Gazı Protokolü dışında, işletmelerin hâlihazırda kullandığı diğer ulusal metodolojileri (örneğin Çevre Şehircilik Bakanlığı İRD tebliğleri) kullanmasına izin vermiştir. IFRS S2’deki son değişiklik, bu yerel iznin IFRS ile de tam uyumlu hale gelmesini sağlamıştır.
-
Raporlama Takvimi: 2024 yılına ait ilk TSRS raporlarının teslim süresi 31 Ekim 2025’e kadar uzatılmıştır. Uzmanların bu ek süreyi, ISSB’nin Aralık 2025 değişikliklerini raporlama stratejilerine (özellikle nitel açıklamalar bazında) entegre etmek için bir fırsat olarak kullanması mümkündür.
8. Finans Sektörü İçin Derinlemesine Bakış: Bankacılık, Sigorta ve Varlık Yönetimi
Değişiklik paketinin en hacimli kısmı finansal kuruluşların raporlama yükünü hafifletmeye odaklanmıştır. Sektör spesifik gereklilikler şu şekilde değişmiştir:
8.1. Ticari Bankacılık (Commercial Banking)
Bankalar artık sadece krediler, proje finansmanı, tahviller ve çekilmemiş taahhütler için emisyon ölçmek zorundadır.3 Yatırım bankacılığı tarafındaki halka arza aracılık veya danışmanlık gibi “kolaylaştırılan emisyonlar” şimdilik zorunlu toplamın dışındadır.3 Ancak bankanın bu faaliyetleri stratejik olarak önem taşıyorsa, kullanıcıları bilgilendirmek için nitel açıklama yapılması teşvik edilmektedir.3
8.2. Sigortacılık (Insurance)
Sigorta şirketleri için en büyük netlik, “sigorta bağlantılı emisyonların” (underwriting associated emissions) finanse edilen emisyon tanımına girmediğinin onaylanmasıdır.3 Sigortacılar, sadece yatırım portföylerindeki varlıklar için finanse edilen emisyon raporlaması yapacaklardır.3 Underwriting portföyünün karbon yoğunluğu, TSRS 2’nin mevcut haliyle zorunlu bir metrik değildir.
8.3. Varlık Yönetimi (Asset Management)
Varlık yöneticileri için finanse edilen emisyonlar, artık sadece doğrudan mülkiyetlerindeki yatırımları değil, yönettikleri tüm varlıkları (AUM) kapsamaktadır.3 Ancak türev ürünlerin yoğun olarak kullanıldığı portföylerde, bu türevlerin emisyon ölçümünden muaf tutulması, varlık yöneticilerinin operasyonel yükünü ciddi oranda azaltacaktır.4
9. Sürdürülebilirlik Uzmanı İçin Check-List: Yeni Değişikliklere Adaptasyon
Raporlama sürecini yöneten uzmanların, Aralık 2025 değişiklikleri ışığında şu adımları atması önerilir:
-
Envanter Analizi: İşletmenin tüm finansal faaliyetlerini listeleyin. Hangilerinin “finanse edilen emisyon” tanımına girdiğini, hangilerinin (türevler gibi) muafiyet kapsamında olduğunu belirleyin.3
-
Sınıflandırma Sistemi Kararı: GICS kullanmaya devam mı edilecek yoksa NACE/Yerel sisteme mi geçilecek? Maliyet-fayda analizi yapın ve seçiminizi dökümante edin.
-
Yerel Mevzuat Taraması: Faaliyet gösterilen her coğrafyada yerel bir emisyon ölçüm zorunluluğu olup olmadığını kontrol edin. Bu bölgeler için GHG Protokolü’ne göre yeniden hesaplama yapma yükünden kurtulup kurtulamayacağınızı teyit edin.3
-
Türev Açıklama Taslağı: Eğer türevler muaf tutulacaksa, “türev” tanımınızı ve dışarıda bırakılan faaliyetlerinizi anlatan net bir paragraf hazırlayın.–
-
Karşılaştırmalı Veri Hazırlığı: Eğer 2027’yi beklemeden erken uygulamaya geçilecekse, 2024 ve 2025 verilerinin bu yeni kurallara göre nasıl düzeltileceğini planlayın.
10. Sonuç: Gelecek Vizyonu ve Raporlamanın Yeni Yönü
ISSB’nin Aralık 2025’te IFRS S2 üzerinde yaptığı bu teknik güncellemeler, sürdürülebilirlik raporlamasının “mükemmeliyetçi” bir yaklaşımdan “uygulanabilir ve faydalı” bir yaklaşıma geçişini simgelemektedir. Özellikle veri kısıtları ve yüksek uygulama maliyetleri karşısında getirilen bu esneklikler, standartların dünya genelinde (ve Türkiye’de) daha geniş bir tabana yayılmasını sağlayacaktır.3
Sürdürülebilirlik uzmanları için bu değişiklikler, sadece birer “muafiyet” değil; verinin güvenilirliğini artırmak için sunulmuş birer araçtır. GICS yerine yerel sistemlerin kullanılabilmesi veya türevlerin nitel olarak açıklanması, raporlamanın özünden ödün vermeden, karmaşıklığın içinde kaybolmayı önlemektedir. Türkiye’de KGK’nın öncülüğünde yürütülen TSRS süreci, bu güncel gelişmeleri de bünyesine katarak Türk şirketlerinin küresel sermaye piyasalarında rekabetçiliğini korumasına yardımcı olacaktır.

Bir yanıt yazın